19 YAŞINDA TÜRKİYE’NİN VE AVUSTRALYA’NIN EN GENÇ KARA KUŞAĞI JIU-JITSU’DAKİ KARİYERİNİ ANLATTI. AVUSTRALYA’DA YAŞAYAN BİR TÜRK OLARAK İKİ ÜLKEDE DE JIU-JITSU EĞİTİMLERİ VERİYOR VE HER YAŞTAN HERKESİN JIU-JITSU YAPABİLECEĞİNİ SÖYLÜYOR.
Öncelikle sizi tanıyalım, Jiu-jitsu hayatınıza nasıl girdi?
Melbourne Avustralya doğumluyum. Sporla her zaman iç içeydim. Bir gün, bir arkadaşın daveti üzerine güreş antrenmanına gittim. Güreşi çok seviyordum. O zaman daha 14 yaşındaydım. İlk deneyişte bu sporun güreşten çok farklı olduğunu gördüm. Esas güreş tekniklerini içinde bulunduran, güreşin tamamlanmış hali gibiydi. Maç, sırtın yere gelmesiyle bitmiyor, birisi pes edene kadar devam ediyor. Maçın böyle bitmeyip hala devam etmesi, beni genç yaşta çok etkilemişti ve o günden itibaren jiu-jitsu her gün bir parçam oldu. Bugün bu tutku sayesinde dünyanın farklı yerlerinde jiu-jitsu sanatını paylaşıyorum.
Jiu-jitsu’da birçok başarılarınız var. Bahsedebilir misiniz?
Bu spora başladığımdan beri her zaman müsabıktım. 10 sene zarfında junior, juvenile ve adult olarak 200’den fazla maça çıktım. Dünyanın farklı yerlerinde çok defa müsabakalara katıldım ve katılmaya devam ediyorum. Son 4 senedir, aktif olarak dünyanın en büyük turnuvalarına gidiyoruz. Şu an 2018 Avustralya ve Pan Pacific şampiyonuyum. Birçok defa Asya, Japonya ve Avustralya şampiyonluklarım var. Adım adım dünya şampiyonluğuna doğru ilerliyoruz.
* 2018 yılını Asya siyah kuşak sıralamasını birinci oldu.
* Siyah Kuşak Grappler Pasifik’te birinci sırada yeraldı.
* Türkiye’nın ilk Adult Siyah kuşak, Dünya seviyesinde Şampiyon oldu.
* Türkiye’nın en genç siyah kuşak sahibi
Avustralya’nın ve Türkiye’nin en genç siyah kuşak olduktan sonra hayatınızda neler değişti?
Genç yaştan beri bu tutkumun peşinden hiç durmadan ilerledim. Büyürken birçok ailevi sorunlarla karşılaşarak büyüdüm. İnancım ile birlikte jiu-jitsu benim dayanığımdı. Minderler benim kaçamağım oldu. Antrenmanların yanı sıra üniversite okudum. 2017 yılında Victoria Üniversite’sinde ingilizce edebiyat bölümü mezun oldum. Üniversiteden mezun olduğum yıl, 22 yaşımda siyah kuşağımı Amerika’da Pedro Sauer’dan aldım. Genç yaşta siyah kuşak sahibi olmak hedeflerimden biri değildi ama sonunda siyah kuşak olacağımı biliyordum. Ben her daim yolculuğuma odaklanmış şekilde yürüyorum. Olabildiğim kadar iyi olma çabasındayım. Üniversiteden mezun olmuştum, öğretmen olabilirdim ama bir okulda çalışmak istemedim. Hayatımı jiu-jitsu üzerine yavaş yavaş kuruyordum ve artık bir yaşam tarzım haline gelmişti.
Avustralya’da yaşıyorsunuz orada bir akademiniz var, bu akademide neler yapıyorsunuz?
Okulumuz, Sarman Academy yaklaşık 1 senedir açık ve öğrenci sayımız şu an 200’ün üzerinde. Gün geçtikçe artıyor. 3-55 yaş arası öğrencilerimiz var. Çocuk, kadın, erkek ve yaşlılar için programlarımız mevcut. Bizde jiu- jitsu herkes için. Grappling ve güreş eğitimi veriyoruz. Okulumuzun, takım eyalet birincilikleri ve Avustralya, Pacific şampiyonlukları var. Her sene dünya kupasına öğrencilerim ile katılıyoruz. Çok kısa sürede Avustralya’nın en saygın okullarından olduk. Avustralya’da birkaç şubemiz olmakla beraber; Türkiye, Avrupa ve Asya’da şubeler açmak için çalışıyoruz. Aynı sistemi her yerde paylaşmak istiyoruz.
Türkiye’de Jiu-jitsu’yu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’de Jiu-jitsu neden fazla gelişemiyor?
Türkiye’de jiu-jitsu çokta yeni sayılmaz. Her sene uğruyorum, Türkiye’nin farklı şehirlerinde seminerler, özel dersler ve kamplar yapıyorum. Çok iyi takımlar var, kabiliyetleri bakımından çok zenginler. Yetenekli gençler ve dövüşçüler fazlasıyla var. Büyük takımların beraber çalışması lazım. Bütün yetenekli sporcular bir arada toplanıp kamplar, dersler yapmalı. Benim Melbourne’daki okulum herkese açık. Her takımdan, her spor ve dövüş alanından bizimle herkes irtibata geçebilir.
Jiu-jitsu ile ilgilenmeseydiniz başka hangi sporu yapardınız? Güreş derdim ama benim yaptığım jiu-jitsu. Grappling aslında. Güreş, judo ve modern jiu-jitsu tekniklerini kapsıyor. Güç ve kondisyon antrenmanı için zaten halter kaldırıyoruz. Bu vasıtayla sevdiğim her sporu yapıyorum.
Jiu-jitsu’da şampiyonalara nasıl hazırlanıyorsunuz?
Antrenmanlarım her zaman sıkı geçiyor. Her gün minderde terliyorum. Ama tabiki kafamda her daim bir hedef oluyor. Hedef büyüdükçe antrenmanlar sıkılaşıyor. Genelde, hafta içi günde 2 antrenmanım oluyor. Gündüz kondisyon, akşam minderdeyiz. Tabii ki, siklete göre beslenme de değişiyor. Antrenmanlar hafta sonları daha kondisyon odaklı oluyor.
Uyguladığınız bir beslenme programınız var mı?
Belirli bir programım yok. Her zaman temiz beslenmeye özen gösteriyorum. Doğru beslenmeyince antrenmandaki performansım etkileniyor.
Karşılaşmalara çıkmadan uyguladığınız bır rutininiz var mı?
Her sporda olduğu gibi zihin antrenmanı çok önemli. Maçlardan önce çok hayal kurarım, maçta olabilecek her şeyi zihnimde canlandırırım. Hatta aylar öncesinden rakiplerden tutun da belirli pozisyonları kendi minderimde canlandırmaya başlarım. Bu müsabakada rahat olmamı sağlıyor ve özgüvenimi güçlendiriyor.


