Ne kadar can yakarsa yaksın, ne gibi duygulara yol açarsa açsın, sorunla yüzleşmeli ve çözüm yolları bulmalıyız. Hayatımızın en güzel şekilde devam edebilmesi için bunu yapmak durumundayız.
Birçok insan düzgün bir bedene sahip olabilmek için akla hayale gelmeyen yollara başvurmakta. Kimileri beslenme ve diyet uzmanları ile çalışırken kimileri spor eğitmenleriyle kimileri ise haplar, otlar, çaylar ya da cerrahi müdahalelerle istedikleri kilo ve bedene sahip olmaya çalışır. İnsan doyumsuz bir canlı olduğu için istediği bedene sahip olsa dahi bununla yetinmeyebiliyor. Hep daha fazlasını istediğinden kimi zaman sağlığından oluyor. Bazen farkında olmadan hatalarda yapıyoruz. Bedenimiz kilolu olmadığı halde kendimizi kilolu sanıyoruz. Bazense bunun tam tersi durumlar söz konusu oluyor. Bedenimiz kilolu olduğu halde beynimiz zayıf olduğumuzu sanıyor; aynada gördüğü kişiyi farklı algılıyor. Hangi durumda olursa olsun kişinin kendini farklı görmesi büyük bir sorundur. Kimi insanlar üç kilo fazlası olduğu halde kendini çok kötü hisseder ve ne kadar form tutarsa tutsun hep kilolu olmaktan yakınır. Dilinin söylediği bu söylem bir zaman sonra inanç sistemi haline gelmeye başlar. İnancı haline gelen söylemin kaderi olması kaçınılamaz. Beyin bu söylemi gerçekleştirilmesi gereken bir emir kiti olarak kabul eder ve hemen harekete geçer. Bir zaman sonra sadece üç kilo fazlası varken çok daha fazla kiloya sahip olur. İnsan neye inanırsa onu yaşar. Önemli olan kilolu ya da zayıf olmak değil, kendimizi gerçekte nasıl gördüğümüzdür. Birçok kilolu kişi zayıfladığımda yüzüm küçülüyor çirkin oluyorum diye kilo vermek istemiyor. Ya balık etli olmanın kendisine yakıştığına ya da kilo vermenin yakışmadığına inanıyor. Bu inanışlar sadece üzerini örtmeye çalıştığımız gerçeklerdir. Kilo sorunumuzu örtmek için bol ya da koyu renkli kıyafetler giyenlerimizin sayısı da az değildir. Bir şeyin üzerini örterek yokmuş gibi yapmak o sorunun orada olmadığı anlamına gelmez. Sadece kilo sorunu gibi yaşamakta olduğumuz çeşitli problemlerin üzerini örtüyor ve yokmuş gibi yapıyoruz. Bir gün o sorunla karşı karşıya kaldığımızda ne yapacağımızı bilemiyoruz. Bir sorun varsa yapılması gereken üzerini örtmek değil tam tersi sorunun üzerine gitmektir. Ne kadar can yakarsa yaksın, ne gibi duygulara yol açarsa açsın, sorunla yüzleşmeli ve çözüm yolları bulmalıyız. Hayatımızın en güzel şekilde devam edebilmesi için bunu yapmak durumundayız. Zaaflarımız, korku ve kaygılarımız, gelecekle ilgili endişelerimiz bizi olumsuz düşünceler içerisine itebilir. Yanlış bir bakış açısı sonucu kaçınılmaz olaylar yaşanmasına neden olur. Güzel düşünceler güzellikler yaşamaya, olumsuz düşünceler ise kötü olaylar yaşamayı kaçınılmaz kılar. Bedenin kiloluysa sorun yok. Spor yaparsın, diyet yaparsın, destek alırsın bir şekilde aldığın kiloları verirsin. Ya beynin kiloluysa, o zaman ne yapacaksın? Beyindeki kilolar sporla ya da diyetisyenle verilmez. Bu kilolar sadece bedenini değil hayatının her alanını olduğundan farklı görmene neden olur. Bedenine kilo verdirdiğin gibi beynindeki fazla kilolardan da kurtulmalısın. Kurtulamadığın sürece aynaya her baktığında şişman bir beden göreceksin.


