Kendinize Meydan Okuyun

Date:

Gerçekten neler yapabileceğinizi biliyor musunuz? Kendinizi bile şaşırtabilirsiniz! Sınırlarınızı zorlayıp sizi nereye götüreceğini görme vakti geldi.

Vücudunuzun doğasını gerçekleştirmek yerine (vücudunuzdaki tüm kasları bir şeylere maruz bırakırken çalıştırma), çoğu zaman muhtemelen bir bilgisayarın önüne park etmişsinizdir. Haftada dört kez spor salonuna gitseniz bile, günlük yoğunluğun monotonluğu bir yerden sonra zarar vermeye başlar. Penceresiz kutunuzda yeterince zaman harcarsanız, insanlıktan çıktığınızı düşünmeye ve laptopunuzun soluk bir uzantısı gibi hissetmeye başlarsınız. Pek çoğumuzun çocukluğu, çimenlerde yuvarlanarak, ciğerlerimiz patlayana kadar koşarak, saatlerce yüzerek, ağaçlara tırmanarak, çitlerden atlayarak ve üstümüz başımız çamur olmuş bir şekilde eve gelerek geçti; bundan öyle bir uzaklaştık ki…

Ancak Ironman ve Tough Mudder gibi dayanıklılık ve engelli yarışların popülaritesinin artmasıyla bedeninizi eskisi gibi zorlayacak, her zamankinden daha kolay ve kral gibi hissedeceksiniz. Sydney’de kişisel antrenörlük yapan Dylan Rivier, “Kendinize meydan okuduğunuz yeni hedefler belirlemek, motivasyon sağlamakla kalmaz, aynı zamanda kendi sınırlarınızı ve kısıtlamalarınızı zorlamanız ve konfor bölgenizin dışında çalışmanız için de bir şans” diyor ve ekliyor: “Birçokları için, maraton veya engel yarışı gibi bir mücadele çok büyük bir mesele ve çok kişinin ‘ölmeden önce yapılacaklar’ listesinde yer alır; bu nedenle başarı duygusu son derece faydalı olabilir.”

Hedef belirleyin

Belki hep fiziksel anlamda zorlayıcı bir şey denemek istiyordunuz ama yeterince iyi olduğunuzu düşünmüyordunuz. Bu aslında tam olarak böyle değil. Yeni inanılmaz bir şey denemek için ille de Olimpik bir sporcu olmanıza gerek yok. Ve pek çoğumuz için bir etkinliğe sadece katılmak ve tamamlamak bile inanılmaz ödüllendirici ve hayat boyu mutlu edecek bir şey. 38 tam maraton ve 5 ultra maraton tamamlamış, Flow Athletic spor salonunun kurucusu ve sahibi Ben Lucas, “Atletik başarı için aşırı yetenekli doğmuş olmanız gerekmiyor. Evet, bazılarımızın fiziksel kısıtlamaları olduğu doğru ancak bizi geride tutan esas şey zihinlerimizde bulunan kısıtlamalar. Kendi sınırlarınızı zorlayın ve kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Planlarınıza uyarsanız harika şeyler başarabilirsiniz” diyor.

Burada kilit kelime “plan”. Katılmak istediğiniz etkinliği seçtikten sonra hazırlanmaya başlamanız gerekiyor. Lucas, “Etkinlik hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinin ve buna hazırlanmak için ne kadar süreye ihtiyacınız olduğunu gerçekçi bir şekilde belirleyin” diyor. Fiziksel anlamda formda olduğunuzdan emin olmak ve olası sorunları gidermek için fizyoterapist gibi bir uzmana danışmanız şiddetle öneriliyor. Ayrıca, sizin için bir idman planı oluşturabilecek bir kişisel antrenörden yardım almanızı da tavsiye ederiz. Avustralya ordusunda 15 yıl geçirmiş ve Kokoda Patikasını iki kez (1000000) tamamlamış ve bunlara ek olarak ultra maratonlar ve yarı maratonlar tamamlamış olan güç ve kondisyon uzmanı Kevin Toonen, “Başlamadan bir antrenör/güç antrenörü ile görüşmek her zaman daha iyi” ve şöyle devam ediyor: “Antrenman hedeflerinize tarafsız, duygusal olmayan bir şekilde yaklaşır; zayıf ve güçlü yönlerinizi tartar. Antrenman hacminizi artırmadan önce kas veya kuvvet dengesizlikleriniz olup olmadığını bilmek çok önemli. Bu şekilde antrenmanların yarısına kadar gelip sakatlanmaz veya daha da kötüsü aşırı antrenman yapıp etkinlik sırasında sürünmezsiniz.”

Rivier de bu bakış açısına katılıyor ve en iyi şekilde tamamlayabilmeniz için etkinlikten en az 12 hafta önce hazırlık antrenmanlarına başlamış olmanız gerektiğine dikkat çekiyor (1000000) ve “O çok eski atasözünü burada kullanabiliriz; koşmaya başlamadan önce yürümeyi öğrenmeniz gerekiyor” diyor. Fiziksel olarak en iyi nasıl hazırlanabileceğinizi bir antrenörle konuşmak çok yararlı olacak ve bir fizyoterapistle mobiliteyi/esnekliği korumanın veya geliştirmenin en iyi yolu hakkında konuşmak sakatlığı önleyebilir. Bir profesyonele kulak vermek, özellikle alışkın olmadığınız bir şey yapacaksanız, sakatlık riskini en aza düşürür.

“EVET, BAZILARIMIZIN FİZİKSEL KISITLAMALARI OLDUĞU DOĞRU ANCAK BİZİ GERİDE TUTAN ESAS ŞEY, ZİHİNLERİMİZDE BULUNAN KISITLAMALAR.”

İrade gücü

Fiziksel olarak hazırlanmanın önemi elbette çok büyük ancak fiziksel bir zorluğun tamamlanmasındaki en büyük engel genellikle psikolojiktir. Toonen, “Antrenmanlar ve zorlu durumlar sırasında öğrendiğim en önemli şey, aklın en başta geldiğidir. Kendinize her ne söylüyorsanız bu doğru. Yorgun olduğunuzu düşünürseniz yorgunsunuzdur; bittiğinizi düşünürseniz bitmişsinizdir. Diğer taraftan, olumlu olursanız ve aklınızda bir mantrayı tekrar eder ve yapamayacaklarınızdan ziyade yapabileceklerinize odaklanırsanız daha iyi bir yerdesiniz demektir.” Toonen, neden bahsettiğini çok iyi biliyor. Ordudayken bir defasında tek başına bir navigasyon egzersizi tamamladı. Etrafta kimse olmadan, +100 kilometre boyunca 40 kiloluk sırt çantasıyla beş gün…

“Bana acının sakatlıktan farklı bir şey olduğunu öğretti. Zannettiğimden daha fazlasını başarabileceğimi, ne kadar yorgun olursam olayım her zaman bir adım daha atabileceğimi öğretti. Tek başınıza olmak, attığınız her adımdan, yaptığınız her hareketten sizin sorumlu olmanızı sağlar. Düşüncelerim ve yaptığım her şeyin tamamen bana kaldığının ve benim sorumluluğumda olduğunun net bir şekilde farkındaydım” diyor.

Etkinliğin sunduğu psikolojik ödüller, tüm çabalara değer. Başarıp başaramayacağınızı bilmediğiniz bir şeyi başarmak, özgüveninizi artırabilir ve gelecekte başınıza gelebilecek fiziksel veya başka türlü zor durumların üstesinden gelmenize yardımcı olabilir. Rivier, “Denediğim tüm zorlu şeyler, bana inanılmaz bir başarı duygusu verdi. Bunun dışında (1000000) vücudumun neler yapabileceğini öğrenme şansı buldum. Hem fiziksel hem de zihinsel olarak kendi sınırlarınızı zorlamak çok güçlendirici bir şey ve hemen her şeyi perspektife koymaya yardımcı olur” diyor.

“İlk kürek yarışımı çok net hatırlıyorum, [4 kürekçi, bir de Coxswain ile] 2 kilometrelik bir yarıştı. O zamana kadar fiziksel anlamda yaptığım en zor şeydi. Neredeyse dayanılmaz derecede acı vericiydi, kaslarımın ve ciğerlerimin yandığını hatırlıyorum. Ama sonrasında, “Eğer bunu yapabildiysem, her şeyi başarabilirim!” diye düşündüğümü de hatırlıyorum. Bu faydalarından yararlanmak için ille de Sahra Çölü’nde koşmanız gerek- mediğini unutmayın. Bu günlerde, farklı seviyelerde fitness ve becerilere uyan çok sayıda farklı etkinlik var. Rivier, “Şu an seviyeniz ne olursa olsun başarabileceğiniz ve en azından zevkli bir gün geçirebileceğiniz eğlenceli koşular var” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Maraton koşmaya hazır olduğunuzu düşünmüyorsanız, neden böyle bir şeyle başlamıyorsunuz? 14 kilometre koşmak 42’den çok daha kolay. Ve eğer Tough Mudder’ın biraz korkutucu olduğunu düşünüyorsanız, daha kısa engelli parkur yarışı deneyebilirsiniz.”

O kelimeyi unutun

Peki ya onca hazırlıktan sonra tamamlayamazsanız? Başarısız olduğunuzu düşünmektense öğretici bir deneyim olarak görün ve bir daha denemek için bir fırsat olarak değerlendirin. Toonen, “Hedefinize ulaşamazsanız, antrenmanlarınızı, kondisyonunuzu, hedefe hazırlanma zamanınızı tekrar değerlendirin ve bir daha bakın. Başlangıçta hedefleriniz çok yüksek olursa kendinizi başarız olmaya mahkum edersiniz. Ama bu kötü bir şey değil, başarısızlık hayatın bir parçası. Kendinize karşı dürüst olmalı ve devam etmelisiniz. Başarısız olmak sorun değil, ancak bu sürece yalnızca yüzde 70’inizi vermeniz yeterli değil. Ya tamamen ya da hiç, aksi takdirde bu bir hedef değil, hobi” diyor. Yaklaşımınızı tekrar değerlendirmek akıllıca evet ama kendinize yüklenmemeniz de gerekiyor. En önemlisi denemiş olmanız, çoğu kişi için söyleyebileceğimizden çok daha fazlası bu. Lucas, “Başarısızlık ihtimali her zaman var. Hedefinize ulaşamazsanız ne yapmalısınız? Bana soracak olursanız kendinize çok yüklenmeyin. Tekrar değerlendirin ve bir daha deneyin. Başarsızlık dediğimiz şey ne ki zaten? Kendinizi tanımaya çalışır ve yapabileceğinizin en iyisini yaparsanız, bitiş çizgisine gelemeseniz bile başarısızlık olarak adlandırılamaz” diyor. Rivier de buna katılıyor ve kendinizi suçlamak yerine durumu değerlendirip bir dahaki sefere neyi farklı yapabileceğinizi düşünmenin ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Çünkü bir kere başladıktan sonra bir daha durmak isteyeceğinizi sanmıyoruz. Ve hatta bir dahaki sefere başarıya daha da aç bir şekilde bile geri gelebilirsiniz. “İster inanın ister inanmayın, bazen o metaforik çizgiyi bir kez, iki kez, üç kez başarısız olduktan sonra aşmak, ilk seferinde başarmaktan çok daha fazla haz verir.”

“Denediğim tüm zorlu şeyler, bana inanılmaz bir başarı duygusu verdi.”

Dylan Rivier

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Share post:

Subscribe

spot_imgspot_img

Popular

More like this
Related

Kaliforniya Ceviz Komisyonu, Omega-3 ALA’nın gücünün farkındalığı artırıyor!

California Walnut Commission (Kaliforniya Ceviz Komisyonu), Omega-3 Alfa-Linoleik Asitin...

2022’de Bilgisayar Satışları Düştü

Geçtiğimiz yıl bilgisayarınızı yenilemeyi ertelediniz mi? Hiç yalnız değilsiniz....

Sadece Elektrikli

VOLVO C40 RECHARGE P8 Elektrikli araçlar hepimizin gönlünde çoktan yer...

Bas, Çek, Kazan!

Yaza vücudunu hazırlamak mı istiyorsun? İhtiyacın olan tek şey,...