Macera Mühendisi

Date:

ÜNİVERSİTE TERCİHLERİNİ YAPARKEN SADECE DAĞCILIK KULÜBÜ OLAN OKULLARI YAZACAK KADAR DAĞLARA VE DOĞAYA AŞIK, 16 FARKLI ÜLKEDE YARIŞMALARA KATILMIŞ, BUGÜNE KADAR TÜRKİYE’DE BİRÇOK OUTDOOR ETKİNLİĞİ DÜZENLEMİŞ MACERA AŞIĞI KOŞUCU CANER ODABAŞIOĞLU İLE MACERANIN RUHUNA VE ONUN BU RUHLA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ETKİNLİKLERE DAİR KEYİFLİ BİR SOHBET GERÇEKLEŞTİRDİK. HAZIRLAYAN: TUNÇ OLCAY

Kendinizden biraz bahseder misiniz? Dağcılık ve koşu hayatınız nasıl başladı? Kaç yıldır bu spor dallarıyla uğraşıyorsunuz? Daha önce neler yapıyordunuz?
1975 doğumluyum. Kaçkar Dağları’nı görmek istediğim için üniversite tercihlerimi sadece dağcılık kulübü olan okullarda yaptım. YTÜ Makine Mühendisliğini bitirdim ama hep hizmet sektöründe çalıştım. Dağcılık, oryantiring ve koşu sporlarıyla ilgileniyorum; dağ bisikleti, açık deniz yüzme, triatlon deneyimlerim de oldu. Üniversitede dağcılık yapabilmek için bir yandan da yarı zamanlı çalışıp kendi gelirimi sağlıyordum. Üçüncü sınıftayken kulüp arkadaşlarımla ufacık bir doğa sporları malzemeleri dükkanı açtık. Büyütmek için doğa sporları eğitimleri vermeye başladık. Dağlar ve doğada olmak hobiden öte yaşadığımın işareti oldu hep. Doğada hareket etme şeklim değişti, bugünlerde tırmanmıyorum ama daha çok patikalarda koşuyorum. Doğanın ve hareketin beni dönüştürmesini seviyorum.

Makine mühendisisiniz. Mesleğinizi icra etmeyip kendinizi macera sporlarına adama kararını ne zaman verdiniz? Bu kararı almanızın temelinde yatan esas neden neydi?
Daha öğrenciyken mühendislik alanında insanlara çok faydalı olmayacağımı görüp arkadaşlarımla doğa sporlarını daha fazla insana yayacak perakende ve eğitim girişimi kurdum. 2004 yılında Macera Akademisi’ni kurduk. Spor veya yaşayarak öğrenme deneyimleri yaratıyor, uyguluyoruz. Ben bazen “macera mühendisliği” diyorum. İnsanları doğrudan veya dolaylı olarak daha mutlu, sağlıklı bir yaşam tarzına yönlendiriyoruz. Topluma gerçekten faydalı ve fark yaratan bir iş yapabilmek için hobilerimi ve yaşam tarzımızı paylaşmayı tercih ettim.

Maraton koşuları hayatınıza nasıl girdi?
İnsanlar evlenip çocuk sahibi olunca spordan uzaklaşır, benim koşuya başlamamı oğlum sağladı. Doğumdan sonra geceleri annesini sıkça uyandırırdı. İş bölümümüze göre sabah gün doğumunda erken uyanan oğlumuzu devralır ve annesinin uyumasını sağlardım. Erken saatlerde önce sokak aralarında pusetle dolaştık, sonra onu yakındaki Yıldız Parkı’na götürdüm. Koşmaya ve bisiklete binmeye uygun bir pusetimiz vardı, onu oyalarken kendim de biraz egzersiz yapmayı denedim. 2009 Antalya Maratonu’na katılacak dostlarımızın önerisiyle, tatil gayesiyle 10 km parkuruna katıldım. Tek hedefim bitirmekti, zorlanarak da olsa başardım. Oğlum o sırada altı aylıktı. İki yıl daha baba oğul haftanın dört ila altı günü koştuk. Bu arada 10 km, 15 km ve yarı maraton mesafesinde 8-9 yarış koştuk. Onu pusetinde iki saatten uzun tutmak istemediğim için hiç maraton koşmaya teşebbüs etmedim. Aynı yıllarda ailecek kamp ve bisiklet yapıyorduk. Dağ aşma maratonlarına ben yarışmacı, ailem kampçı olarak katılıyorduk. Dağlara olan tutkum sebebiyle 2012 başında Mont Blanc Dağı etrafında 112 km’lik bir dağ ultra maratonuna katılmaya karar verdim. Dağ ve patikalarda koşmaya başladıktan sonra bırakamadım.

Çoğu insan kısa da olsa koşuyu biraz deneyimlemiştir. Peki, maraton koşmak, uzun mesafe koşularına çıkmak nasıl bir his? Onca mesafeyi koşarken aklınızdan neler geçiyor?
Koşarken zihnimi düzenler, rahatlatırım. Koşmaya başladığım an son yaptıklarım, koşu sonrası yapmam gerekenler dolar önce zihnime. Günüme göre değişir ama 10-15 dakika sonra günlük işler ufalanıp akar, çeşitli başka imgeler gelir. Bazen geçmişi tartarım, bazen geleceği düşünürüm. Acil işleri bazen aktif düşünmesem de, zihnimin gerisinde bekletip koşudan sonra ani bir ilham veya zihin açıklığı ile çözerim. Bence koşmak bir çocuğun oyun oynaması gibi. Kendi kendine oyun kurup oynayabilen çocuk misali, kendiyle konuşup oyalayabilen kişiler uzun koşmayı daha çok seviyor. Ultra maratonlardaki 8-10-20 saat veya daha uzun süreleri geçirebilmek için bardağın dolu kısmına odaklanmak, olumlu düşüncelere odaklanmak çok önemli. Hizmet sektöründe çalıştığım için sıklıkla sorun çözmem, kriz yönetmem gerekiyor. Uzun koşular ve işteki krizler benzer yaklaşımla aşılıyor diye düşünüyorum.

Profesyonel olarak elde ettiğiniz yarış başarıları var mı?
Ciddi olmaya çalışan bir amatörüm. Koşmaya 30’lu yaşlarımda başladığım için bazen yaş grubumda kürsüler alıyorum. Ülkemizde spor yeni geliştiği için dağlık ve tırmanışlı yarışlarda, dağ aşma maratonlarında ve eskiden oryantiring yarışlarında çeşitli başarılarım var. Patika Dünya Şampiyonası’nda Türkiye adına koşma şansım da oldu. Benim için en değerli olan şu ana kadar katıldığım 30’dan fazla ultra maratonun (45- 240 km arası) tamamını bitirmiş olmam.

Maraton koşularına nasıl hazırlanmak gerek? Sıfırdan maraton koşmaya hazırlanmak isteyenler nasıl bir yol izlemeli?
Acele etmeden ve ertelemeden başlamalılar. Ertelemesinler zira ilk adımı atmadan, sonraki haftalarda sürekliliği sağlamadan alışkanlık edinemezler. İlk zamanlar zor gelebilir, bahaneler bulmak da daha kolay olur. Acele edilmemesi gereken konu mesafe ve yoğunluk artışı. Koşmak insana özgürlük hissi verir, koştukça koşasınız vardır. İlk aylarda hatta 2-3 yıl her koşuda performansınız artar çünkü yeni başladınız. Ama kaslar ve bağ dokuları güçlendirmek zaman alacağı için basamakları teker teker çıkmaları sağlıklı olur. Bu konuda kitap okumalarını, blogları takip etmelerini, koşu topluluklarına katılıp kafa dengi ve tecrübelerinden faydalanacakları arkadaşlar edinmelerini öneririm.

Koşucuların sportif kabiliyetini destekleyen, spor salonunda yapılabilecek antrenmanlar neler? Siz bunları uyguluyor musunuz?
Her koşucunun koşmak dışında karın-sırt bölgesini güçlendirmesi, esnekliğini artırması çok önemli. Bacak kasları çalışırken karın ve sırt kasları da çalışır, sırtınız zayıfsa bacaklar erken yorulur. Esneklik sakatlık riskini azalttığı gibi dayanıklılığı da destekler. Bu iki konu maalesef benim en zayıf olduğum, kendimi geliştirmeye çalıştığım alanlar.

Biraz Macera Akademisi’nden bahsedelim. Ne zaman kuruldu? Neler yapıyorsunuz? Ekibiniz kaç kişi? Hangi etkinliklere imza attınız? Gelecekte Macera Akademisi’nden neler çıkacak?
2004 yılında ormanda haritayla koşarken tanıştığım ortağımla “Macera” ve “Akademi” kelimelerinin sözlük anlamları çevresinde kurduk. 2009 yılında Macera Akademisi’ni üst marka yaptık, hizmetlerimizi MCR Training, MCR Event, MCR Racesetter gibi alt markalarımızla sunmaya başladık. Bugün üç ortak, 15 tam zamanlı çekirdek ekip, düzenli proje ekipleri ve organizasyon bazlı 150 kişiye çıkıyor. MCR Training departmanımız motivasyon artırıcı ve yetkinlik geliştirici çıktıları olan yaşayarak öğrenme tecrübeleri yaratıyor. Bu alanda 14 yıllık tecrübemizle proje uygulamalarında fark yaratıyoruz. MCR Racesetter, öncelikle kendi hayal ettiğimiz yarışları organize etmeye başlayan spor organizasyon departmanımız. Yenilikçi, spor topluluklarını tetikleyen projeler yarattık. İznik Ultra, Bataçıka-Mudrace, Geyik Koşuları kendi yarış markalarımız. Akbatı Koşusu, Eker I Run Koşusu ise anahtar teslim koşu organizasyonlarımız. 2017 başından beri adidas Runners İstanbul koşu topluluğunu yönetiyoruz. Aktif ve dünyanın her köşesinde koşan bir şirket olduğumuz için koşucu deneyimini doğru bütçelerle en iyi şekilde sağladığımızı görüyorum. Sadece hızlı koşucular değil, ortalama ve yeni başlayan koşucu da bizim için çok önemli. Kadınlar, aileler ve çocukların rahat ettiği kurgular kurmaya gayret ediyoruz. Adidas Geyik Koşuları 4K parkurunda yıllardır yüzde 51 kadın katılımı var. 2017 yılında toplam 9 bin 500 kişi yarışlarımızı tamamlamış. Toplamın yüzde 36’sı kadın ve yüzde 15’i 12 yaşından küçük çocuklar. Proje dolabımızda birçok dosya var. 2019’da bir veya iki sürprizimiz olsun istiyoruz. Krizler bitmez; biz koşarak, spor yaparak kitleleri rahatlatmayı hedefliyoruz.

Yarışmaların dışında, macera hayatınızın başka detaylarını da merak ediyoruz. Dünyada birçok yere gittiniz. Hangi ülkeleri gezdiniz? Bugüne kadar yurt dışında yaşadığınız maceralardan en unutamadığınız hangisiydi? Başınıza gelenlerden biraz bahsedebilir misiniz?
Dönüp baktığımda 16 farklı ülkeye yarışmalara katılmak için 35’ten fazla kez seyahat etmişim. 2015 Aralık ayında 70 km koştuğum Saintelyon patika ultra maratonu gece yarısı başladı. Arkadaşımla 7 bin kişinin ortasında yarışa başlamıştık. O gece yüzlerce insanı geçmeme rağmen koştuğumuz sırt hattı boyunca önümde akan ışık (1000000) selini unutamıyorum. 44 saat boyunca UTMB’de koşarken ikinci geceyi de uyumadan sabah ettiğim saatlerin de yeri ayrı.

Kişisel koşu rekorunuz nedir? Nasıl hazırlandınız ve bu denemede yaşadığınız en büyük sorun neydi?
Son zamanlarda maraton süremi geliştirmek istiyorum. Şimdilik 3:14 koşabiliyorum. Hiç durmadan en uzun 171 kilometreyi 44 saatte (1000010) kat ettim. Sekiz aylık bir hazırlık programını iş-aile dengesi içinde yapmaya çabaladım. UTMB parkurunda yarışın ortasında ayağımda ve sindirim sistemimde bazı sorunlar çıkmıştı. 10 saat üstü her koşuda birçok ufak sorun çıkıyor. Ultra maraton koşmak bunları yönetme sanatı esasında.

Tek bir yer seçme hakkınız olsa, Türkiye’de “harika bir macera” yaşabileceğiniz yer neresi olurdu? Neden?
Dağları, uzun yamaçları olan her yerde harika maceralar yaşayabilirim. Yakın zamanda kendim ve ufak gruplar için Kaçkar ve batı Toros dağlarında minik maceralar planlıyorum.

Türkiye’de macera sporlarına olan bakış açısı nasıl? İnsanlar nasıl ilgi gösteriyor? Bu tarz sporlar ve etkinlikler nasıl destek görüyor?
1994 yılından beri aktif olarak macera sporlarını yapıyorum, 1997 yılından beri de değişik dallarından geçiyorum. Macera sporları 24 yılda çok daha yaygınlaştı, “normal”leşip kitlelere yayılmaya başladı ama henüz Türkiye emekleme aşamasında. Bisiklet, scuba ve koşu nispeten ivmeli büyüyenlerden. Ülkemizde büyümenin organik ve kalıcı olabilmesi için spor organizasyonlarını devletten, belediyelerden beklemeyi bırakıp özel şirketler veya gönüllü dernekler (1000000) eliyle yurdun her köşesinde etkinlikler düzenlenmesi gerektiğine inanıyorum. Kamu organize eden değil, regüle eden ve destekleyen rolünü üstlenmeli. Rakamlardan bahsetmek gerekirse 2015 yılında Fransa’da 8 bin koşu yarışı düzenlenmiş, bin 200 tanesi patika (1000000) koşu ve ultra maraton. Aynı yıl bizim ülkemizde sadece 55 organizasyon yapılmış.

Sosyal medyada etkin misiniz? Neler yapıyorsunuz? Sizi takip etmek isteyenler size hangi adreslerden ulaşabilir?
Son zamanlarda çok vakit ayıramasam da uzunpatika.com adresinde blog yazmaya çalışıyorum. Twitter’da akışı daha günlük gündemde takip etmeyi, Instagram’da spor paylaşmayı tercih ediyorum. Facebook’da görece daha az paylaşım yapıyorum. Beni takip etmek isteyenler, http://uzunpatika.com/, https://www.instagram.com/dcanerodabasoglu/ ve https://twitter.com/devrimcaner adreslerine yönelebilirler. Olabildiğince oğlum Can Berk ile sportif aktiviteler yapmaya, doğada vakit geçirmeye çalışıyorum. Daha ufakken ben onu taşıyor, itiyordum. Şimdi 10 yaşında ve bir süredir kendi hareket ediyor. Spor ve doğanın yaşayarak öğrenme aracı olarak çocukların gelişimi kadar ebeveyn-çocuk ilişkisi için de çok değerli olduğunu tecrübe ediyoruz. Daha güzel bir gelecek için anne babaların çocuklarıyla fiziksel aktiviteler yapması gerektiğini savunuyorum. Ciddi olmaya çalışan bir amatörüm. Koşmaya 30’lu yaşlarımda başladığım için bazen yaş grubumda kürsüler alıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Share post:

Subscribe

spot_imgspot_img

Popular

More like this
Related

Kaliforniya Ceviz Komisyonu, Omega-3 ALA’nın gücünün farkındalığı artırıyor!

California Walnut Commission (Kaliforniya Ceviz Komisyonu), Omega-3 Alfa-Linoleik Asitin...

2022’de Bilgisayar Satışları Düştü

Geçtiğimiz yıl bilgisayarınızı yenilemeyi ertelediniz mi? Hiç yalnız değilsiniz....

Sadece Elektrikli

VOLVO C40 RECHARGE P8 Elektrikli araçlar hepimizin gönlünde çoktan yer...

Bas, Çek, Kazan!

Yaza vücudunu hazırlamak mı istiyorsun? İhtiyacın olan tek şey,...