Vücut Geliştirmede Bir Fenomen: SERDAR AKTOLGA

Date:

17 YAŞINDA BAŞLADIĞI, 30 YILDIR ŞAMPİYONLUKLAR VE İSTİKRARLA SÜRDÜRDÜĞÜ VÜCUT GELİŞTİRMEDE BİR EFSANE SERDAR AKTOLGA. DİSİPLİNİ, AZMİ VE EFENDİLİĞİYLE KENDİNE HAS BİR MİSYONU TEMSİL EDİYOR. ALANINDA BİR FENOMEN OLAN BU ŞAMPİYONUN BAŞARI ÖYKÜSÜNÜ GIPTA İLE OKUYACAKSINIZ.

Öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz? Serdar Aktolga kimdir, spora ne zaman başlamıştır ve bugüne nasıl gelmiştir?
Spora 1989’da dönemin Kadıköy taraflarındaki ilk salonlarından Airport Sport Center’da başladım. Spor salonuna tesadüfen girdim. İçeride o zamanların en iyi iki oyuncusu orada antrenman yapıyordu. Biceps çalışıyorlardı. İçeri girdiğim zaman gördüğüm görüntü beni çok etkiledi. “Bir erkek bu şekilde görünmeli” dedim. Ve ertesi gün spor salonuna kayıt oldum. Kayıt olduktan üç ay sonra bir salon yarışmasına girdim. Ondan üç ay sonra altı aylıkken de bir grand prix yarışmasına girdim. Dokuz ay çalıştığımda da Türkiye Gençler Şampiyonası’na katıldım. Kısa sürede vücudumdaki gelişim hocalarım tarafından fark edildi. Gelişme konusunda beni desteklediler ve sportif kariyerim bu şekilde başladı.

Spora nasıl başladınız, sizi bu spora çeken şey ne oldu?
Spora “Bir erkek bu şekilde görünmeli” diyerek başladım. Daha sonraki aşamada etrafımdaki insanlar ve Türkiye’deki en iyi vücutçuların olduğu bir ortamda antrenman yaptığım için yarışma konusuna çok çabuk kanalize oldum. “1997 yılına kadar ben vücut geliştirme yaparım”, “Hayatımın sonuna kadar bu şekilde devam ederim” ya da “Bu benim mesleğim olur” gibi bir düşünce kafamda yoktu. 1999’da bir yarışma oldu. O yarışmada Türkiye’nin en iyi vücutları yarışıyordu. O yarışmada ben üçüncü oldum. Cumartesi günkü formumla Pazar günkü formum arasında çok büyük fark vardı. O zamanlar bana çok emeği geçen İsmail Akbal hoca bana dedi ki: “Pazar günkü halinle çıksaydın yarışmaya bu adamları geçmiştin.” Ben de gerçekten fotoğrafları elime aldığım zaman yarışmadaki adamlardan çok daha iyi olduğumu, daha güzel bir fiziğim olduğunu, onları çok kolay ekarte edebileceğimi gördüm.

Benim şimdiye kadar tek bir eğitmenim oldu; o da İsmail Akbal’dır. Başka herhangi bir kişiden tek bir kelime öğrenmiş değilim.”

Bugüne kadar kaç antrenörünüz oldu? Farklı isimlerle çalıştınız mı?
Bilinenin aksine -burada ilk başta Men’s Fitness okuyucuları için söylüyorum- benim şimdiye kadar tek bir eğitmenim oldu; o da İsmail Akbal’dır. Onu da buradan anmış olalım. Başka herhangi bir kişiden tek bir kelime öğrenmiş değilim. Benim için emek veren bana antrenörlük hocalık yapan tek insan İsmail Akbal’dır. Daha sonra onun desteğiyle sportif yaşantıma devam ettim ve 1999 yılında kendime “Bu ülkenin en iyi vücut geliştirme sporcusu olacağım. Bu ülkede yaşayan her sporcudan daha iyi fizik sahibi olacağım ve hepsini geçeceğim” dedim ve bu şekilde motive oldum. Tabii, bu kişisel bir motivasyondu. Bunun gerçekleştiğini ben asla dile getirmem ama gerçekleştiğini söyleyen insanlar olabilir. Bunlar da birisi armutu sever, birisi elmayı sever; göreceli bir kavramdır. Ben kendimin en iyi olduğunu söylersem insanlar güler. Hiçbir zaman böyle bir şey söylemedim.

İyi görünmek, sahneye çıkmak, antrenman, disiplin… Bu sporu yapmanızdaki motivasyonunuz nedir?
Bu sporu sadece sevdiğim için yaptım. Her zaman tribünlere şov yapmayı ikinci plana bıraktım. Sadece sahne şovuyla ilgilendim ve gerçekten bu işi bir sevdalı olarak yaptım. Neyin sevdalısı olarak yaptım? Günlük rutin, beslenme, antrenman, 24 saat esasına göre yaşama, disiplin ve istikrar unsurlarını göz önüne alarak bu şekilde bir hayat benimsedim. 2000 yılından sonraki 19 yılı da bu şekilde geçirdim. Sadece yarıştım. Tahmin ediyorum Türkiye’deki en istikrarlı vücut geliştirme sporcusuyum. Benim de araştırdığım kadarıyla bu böyle. Sizin sayenizde bir liste çıkardım sanırım 52 yarışmaya katılmışım.

Şu an 47 yaşındasınız. Vücut geliştirmede bundan sonraki hedefiniz nedir? Kaç yaşına kadar spor yapacaksınız?
İçimden gelen, 55 yaşına kadar yılda bir tane daha master kategorisinde yarışma yapmak. Önümüzdeki üç yıl 40 yaş üstü, daha sonra da 50 yaş üstü, yani 55 yaşına kadar 10 tane daha yarışma yapmayı düşünüyorum. Ancak burada artık bir derece kaygısı yaşamıyorum. Tamamen oyunun içinde olmak, Serdar Aktolga olarak. Sevdiğim işi ne kadar daha uzun sürdürebilirim, ne kadar daha hobimde kötü duruma düşmeden kendimi sunabilirim. İlk 5 dereceden aşağı düşmediğim sürece kendimi başarılı bulurum, dünya şampiyonalarında yarışmaya devam ederim diye düşünüyorum.

Tek idolüm Ahmet Enünlü’dür… Tek motivasyon kaynağımdır. Onun efendiliğini, İstanbul beyefendiliğini, duruşunu, hayata bakışını örnek almışımdır.

Vücut geliştirmede bir idolünüz var mı?
Tek idolüm Ahmet Enünlü’dür, bu konudaki rol modelim. Hoca da zaten 50 yaşına kadar yarıştı. 50 yaşında son kez dünya şampiyonu oldu, 10. dünya şampiyonluğuydu ve podyumu bıraktı, sporu asla bırakmadı. Ahmet abinin yolundan gidiyorum. Tek idolümdür, tek motivasyon kaynağımdır. Onun efendiliğini, İstanbul beyefendiliğini, duruşunu, hayata bakışını örnek almışımdır. Artılarını aldığım başka iyi sporcularımız da vardır.

Spor kariyerinizde ne sizi mutlu ediyor?
Türkiye genelinde, bir amatör sporcuya kolay kolay nasip olmayacak bir sevgi var bana. Aynaya baktığım zaman beni cesaretlendiren fiziksel görüntüm, mental olarak çok güçlü olmam ve sosyal medyada ya da sokakta olsun, Türkiye’den Edirne’ye, Hakkari’ye kadar uzanan bir Serdar Aktolga gerçeği var. Hatta Rusya, Azerbeycan, Avrupa’nın birçok ülkelerinde de ismim geçiyor ve salonlarında da resmim var. En son Kıbrıs’ta şampiyonlar şampiyonu oldum; 200’e yakın katılım vardı, belki de daha üstünde. Oradaki en az 100-150 tane sporcunun gelip “Biz senin fotoğraflarına bakıp spora başladık”, “Biz seni gördükten sonra bu işe sevdalandık”, “Böyle bir adamın da bu sporu yapabileceğini bilmek çok güzel” gibi şeyler diyen pırıl pırıl gençleri görmek.

Peki sizi spor kariyerinizde gururlandıran şey ne?
Benim 30 yıldır etrafa vermiş olduğum vücut geliştirme mesajlarının, süngerin suyu çekmesi gibi alınması, insanların beyninde yer etmesi ve söylediğim lafların motto olarak kabul edilip insanları motive etmesi beni çok gururlandırıyor. En büyük övünç kaynağım bu. Şampiyonluklardan daha fazla insanları spora teşvik edebilme, onları alkolden kurtarabilme, disiplinli bir hayata sevk edebilme, bir rol model olma, bir idol olabilmek, şampiyonluklardan daha öte bir şey. Sanırım bunu başardığımı düşünüyorum. Vücut geliştirmede temiz bir yüz oldum. Bunu da gençlerden, sporculardan duymak bana çok büyük keyif veriyor.

37 yaşına geldiğim zaman profesyonel oldum. Türkiye sınırları içerisinde pro kartı olan tek ve ilk sporcuydum.”

Bildiğimiz kadarıyla uzun yıllardır Amerika’da pro kartı olan, orada podyum yapan, yarışan ilk sporcusunuz hatta tek sporcusunuz. Öyle değil mi?
37 yaşına geldiğim zaman profesyonel oldum. Türkiye sınırları içerisinde pro kartı olan tek ve ilk sporcuydum. İlk defa bu yıl, aradan 10 yıl geçtikten sonra şampiyonada bu kartı alabilen arkadaşlarım oldu. Buradan onlara başarılar diliyorum. Ama 10 yıl evvel ben bu kartı aldığımda ne yazık ki 37 yaşındaydım ve sponsor olarak destek olsa da hiçbir zaman tamamıyla bilgi olarak destek bulamadım. Bir Don Kişotluk yaptım.

Neler yaptınız?
O tarihe kadar bilgi birikimi olarak insanlara bir şeyler öğretme çabasında olan, yurt dışına gidip yarışmalarda öğrendiklerini sporculara tek kuruş ücret almadan veren bir sporcuydum. Şimdi benim yetiştirdiğim çok kişi, dünya şampiyonu. Ayrıca kişisel antrenörler, “online workout” adı altında benim bilgilerimi satıyorlar. Bu da ayrı bir kıvanç konusu benim için. Çünkü gerçekten yetiştirdiğim insanların bu konuda uzman haline gelmesi, bu konularda para kazanabilmesi, onların da bir meslek sahibi olabilmesine vesile olabilmem beni gururlandırıyor. Ben hiçbir zaman uzaktan ya da online training yapmadım.

Neden uzaktan eğitim vermiyorsunuz?
Ben çalıştığım kişiyi karşımda görmeliyim, elini tutmalıyım, onu hissetmeliyim ve o şekilde yönlendirmeliyim. Uzaktan eğitim yapılamaz mı? Hep söylediğim gibi yapılabilir. Bir, sıfırdan her zaman büyüktür. Bu tarz desteklere etrafınızda hiçbir hoca yoksa tabii ihtiyaç vardır ve kullanılabilir. Bu zamana kadar yapmadım dedim ancak bu bundan sonra da yapmayacağım anlamına gelmiyor.

Düşünün ki bir anda yıllardır dergide gördüğünüz adamların yanında podyuma çıkıyorsunuz ve onlarla mukayese oluyorsunuz. Çok kolay bir psikoloji değil.”

“Amerika’da podyum yapmak için orada yaşamak, eşit şartlarda hazırlanmak lazım yarışmalara” demiştiniz. Neden?
Bu konuda yine profesyonel kart aldığım zaman Ahmet Enünlü’yü haberdar etmiştim. Ahmet hocam, “Atla Amerika’ya git” dedi bana. “Neden hocam?” deyince “Çünkü onların şartlarında çalışmalısın. Onların bakış açısında, onların tecrübelerini, onların bilgilerini kullanıp yarışmalısın. Eğer bu konuda kendini geliştirmek istiyorsan oraya gitmelisin” dedi. Tabii, böyle bir şeye cesaret edemedim ben. Sadece gidip yarıştım ve yarıştığım dört profesyonel yarışmada da ilk 15’e kalamadım. Müthiş bir tecrübe oldu. Çok iyi sporcular vardı. Düşünün ki bir anda yıllardır dergide gördüğünüz adamların yanında podyuma çıkıyorsunuz ve onlarla mukayese oluyorsunuz. Çok kolay bir psikoloji değil. Şu an daha kolay çünkü benim bir şeyler yaptığımı gördüler. Zorluklarını hissettiler ve sadece Amerika’da düzenleniyordu yarışmalar. Şimdi artık yarışmaları her yerde bulabiliyorsunuz.

Şu ana kadar yetiştirdiğiniz podyuma çıkan, profesyonel sporcular kimler, paylaşmak ister misiniz?
Ben birilerine yardım ederken her zaman söylerim “Bana sosyal medyadan teşekkür bile etmeyin” diye. İsimleri bende saklı kalsın. Yarışmaya hazırladığım insanların reklamını hiçbir zaman yapmadım. “Şunu hazırladım, bakın böyle oldu” diye. “Ben olmasaydım olmazdı” falan gibi. Böyle şeylere hiçbir zaman girmedim. İyilik yaptım, denize attım. Karşılığında vefa duygusu gösterenler sağ olsunlar. Göstermeyenlere de güle güle. Ama şöyle diyebilirim ki Türkiye’deki başarılı sporcuların %80’ini yarışmalara hazırladım. Ücret de almadım.

Türkiye’de vücut geliştirmeye hayatını veren kişi diyebilir miyiz sizin için?
Ben vücut geliştirmesiz bir hayat düşünemiyorum. Hatta diğer röportajlarda da söyledim, yine söylüyorum: Ben bu spora 17 yaşında başladım. Bir daha dünyaya gelsem daha erken yaşta, 13 yaşında başlarım.

Normal midir o yaşta başlamak?
Bilmiyorum. Bunu tavsiye etmem. Tavsiye edeceğim yaş; 17 ve 16’ların sonrası.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Share post:

Subscribe

spot_imgspot_img

Popular

More like this
Related

Kaliforniya Ceviz Komisyonu, Omega-3 ALA’nın gücünün farkındalığı artırıyor!

California Walnut Commission (Kaliforniya Ceviz Komisyonu), Omega-3 Alfa-Linoleik Asitin...

2022’de Bilgisayar Satışları Düştü

Geçtiğimiz yıl bilgisayarınızı yenilemeyi ertelediniz mi? Hiç yalnız değilsiniz....

Sadece Elektrikli

VOLVO C40 RECHARGE P8 Elektrikli araçlar hepimizin gönlünde çoktan yer...

Bas, Çek, Kazan!

Yaza vücudunu hazırlamak mı istiyorsun? İhtiyacın olan tek şey,...