Güne sabah 05.00’de başladığımı yakın çevrem ve takipçilerim iyi bilir. Her sabah 05.00’de uyanmak sonrasında haftanın 5-6 günü antrenman yapmak birçok kişiye zor hatta imkânsız geliyor. Bunun yanında olabildiğince doğal beslenmeyle beraber çok düzenli bir sistem üzerinde olmam da herkesi şaşırtıyor. Yıllardır inandığım ve savunduğum bir şey var; seni yataktan kaldıracak bir hedefin olacak. Bilhassa Ölünceye Kadar Ölümsüzsün isimli romanımı okuyanlar geçmişte nasıl zor bir hayat yaşadığımı çok iyi bilir. 2008 Yılında iflas ettikten sonra hayal edemeyeceğiniz kadar zorlu yıllarım oldu. Defalarca tutuklanıp nezaretlerde kaldım. Evim, işyerlerim, arabalarım ve maddi olarak sahip olduğum her şeyi kaybettim. Bu öyle zor bir sürekçi bunu kelimelerle anlatabilmek mümkün değil. O zaman beni en çok üzen şey; çevremde var olduğunu sandığım yakın çevrem, dostlarım ve arkadaşlarımın hep birden ortadan kaybolmasıydı. Gerçekten yalnızlığın ve çaresizliğin ne demek olduğunu o zaman anladım. Türlü zorluklarla geçen 10 yılın sonunda nefes alabildim. İnsan bir kez sıfırın çok altını gördüğünde ve sahip olduğu her şeyi kaybettiğinde anlıyor sağlığını, hayatın kısa ve yalan olduğunu, dostlukların ve arkadaşlıkların bir zaman sonra son bulabileceğini. Her şeyin yalan sadece “Ben”in gerçek olduğunu anladığınızda hayat sizin için farklı anlamlar ifade etmeye başlıyor. Garantili tek yoldaşınız “Siz” bu dünyaya yalnız geldi ve yalnız gidecek. İşte tüm bunları yaşayıp birçok şeyi idrak ettiğimde hayat benim gözümde başka bir anlam ifade etmeye başladı. Sahip olduğum en değerli varlığı “Ben”i en iyi şekilde yaşatmak durumundaydım. En iyiden kastım en iyi ev, araba, kıyafet vs değil. En iyi imkânlarımın el verdiğince sağlıklı ve değerli kılmaktı. Bende şu an herkesin şaşırdığı bir hayatı yaşamaya başladım. Çok uyku zamansızlık, miskinlik, yorgunluk, kendini değersiz ve yetersiz hissetmek de dâhil onlarca olumsuzluğu yaratıyor. Dolayısı ile sizin de kendinizin değerini anlamanız kendinize vermeniz gereken zamanı, ilgiyi, saygıyı ve sevgiyi vermeniz gerekir. Şunu çok iyi biliyorum ki bir daha dünyaya gelmeyeceğim. Bir daha Fırat Çakır ile birlikte yaşayamayacağım. Bu adamı en güzel şekilde yaşatmak benim görevim. Ömrümü uyuyarak ya da boş işlerle uğraşarak geçirirsem kendime saygısızlık etmez miyim? Çok şükür Allah’a ki her sabah güne erken ve güzel başlamam için onlarca neden var. En büyük neden “Ben” varım. Bir gün öldüğümde ne ilgilenebileceğim şeyler kalacak ne de “Ben”


