Spor sevgi ve kardeşliktir derken bugün bunun yerini küfürün ve kavganın alması sadece bizim ülkemiz için değil tüm dünya için büyük bir problem haline gelmiştir.
Spor başlangıçta bir oyun, sağlıklı yaşam için bir gereksinim ve iş yaşamından uzaklaşmak için önemli bir araç olarak ortaya çıkmış olsa da bugün hukuki, ekonomik, siyasi ve barış anlamında farklı nitelikler kazanmıştır. Bu gelişim dışarıdan bakıldığında çok avantajlı gibi görünse de şiddetin ve saldırganlığın artması sapkın davranışları da beraberinde getirmektedir. Artık kazanma yada kaybetme duygusu taraftarın gözünde yaşamsal yada ölümcül bir anlam kazanmış ve bu noktada sahalarda şiddet ve saldırganlık eylemleri boy göstermeye başlamış ve spor keyifli bir faaliyet olmaktan çıkmıştır. Spor sevgi ve kardeşliktir derken bugün bunun yerini küfürün ve kavganın alması sadece bizim ülkemiz için değil tüm dünya için büyük bir problem haline gelmiştir. Bir kadın olarak tuttuğum takımın en son derbi maçına gitmemin ve karşılaştığım küfür bazlı şiddet ortamının ardından bu yazıyı yazmaya ve bu konudaki farkındalığı artırmaya gerek duydum. Çünkü artık erkekler kadar kadınlarda tuttukları takımları desteklemek için soluğu sahalarda alıyor. Bir sporcu, kadın ve iyi bir taraftar olarak karşılaştığım manzara karşısında gelecek sene kombine almama kararımdan, ne yaşadığımı tahmin edersiniz. Hatta atmosferin durumu bir sonraki maça gidememe cezası olarak tarafımıza döndü. Bu noktada sporun özündeki değişimin, sporda yüksek ve daha iyi performansın ticari ölçü değeri ile belirlenmesinin saldırganlığı ve şiddeti körüklediğini düşünüyorum. Aşırı mücadele sporcuların psikolojisini olumsuz yönde etkileyerek, gerek sporun üreticilerini gerekse tüketicilerini şiddete ve kötü tezahürata yönlendirmiştir. Sporun ortaya çıkış amacının görmezden gelinmesi ve kötüye kullanılması saldırgan davranışların yer aldığı bir alana dönüşmesine neden olmuştur. Fakat bence diğer bir besleyici unsur, dünyada meydana gelen hızlı değişimin insanları manevi yönden büyük bir tatminsizliğe yöneltmiş ve tribünleri dolduran kişiler bu doyumsuzlukla sporu bir deşarj yöntemi olarak kullanmaya başlamışlardır. Kadın veya erkek ayırt etmeksizin hem sporcu hem de taraftar olma anlamında maalesef çeşitli şekillerde bu şiddet durumu varlığını sürdürmekte. Erkekler bu konuda kadınlardan çok çok daha baskın olmalarına rağmen bugün tribünlerdeki kadın taraftarın zaman zaman erkeklerle benzer psikolojiye girdiğini ve dozajı çok daha az olsa da sözel saldırganlık davranışı sergilediklerini görmekteyiz. Bu noktada aslında psikolojik bir vaka olarak değerlendirilmesi gereken bu tutumun medya, klüp başkanları, spor yazarları ve federasyonlar tarafından ele alınması gerekliliği şarttır. Reyting yada para kazanma uğruna görmezden gelinen ve hatta bir rant haline getirilen bu durum toplumsal davranışları etkilemektedir. Spor takımının kaybetmesi maçın ardından taraftarın birbirine girmesine sebep oluyorsa toplumsal olarak insanların psikolojilerinde ne denli bir problem olduğunu görmemek olası değil. Sosyal medyanın hükümdar olduğu günümüzde toplumu olumlu etkilemek yada maniple etmek oldukça mümkün. Tabi kitle hareketlerinin başlamasında sosyal medyanın etkisi yadsınamaz. Yapılan araştırmalar rakip ve hakemden sonra medyanın en fazla etkili unsurlardan birisi olduğunu söylüyor. Maçların televizyonlarda bir savaş havasında verilmesi, şiddet görüntülerinin öne çıkmasına sebep olmakta ve özellikle çocuklar için tehlikeli olmaktadır. Özellikle futbol maçlarında, ölüm kalım maçı, bu derbiye yürek dayanmaz, imha planı, düello, rus ruleti, ohal gibi kelimelerin sıkça kullanılması insanları şiddete yönelten psikolojik etkilere sahiptir. Basının temel ilkesi doğru ve tarafsız yayın yapmak olduğu halde kışkırtan başlıklarla yada programlarla öne çıktıkları görülmektedir. Reyting kaygısının ve reklam ihtiyacının artması medyayı fanatizmin tetikleyicisi haline getirmiştir. Bunu ben söylemiyorum. TBMM araştırma komisyonunun raporu söylüyor. Rapora göre tüm bu şiddet ve saldırganlık olaylarından dolayı suçlu medya. Tüm bunlar göz ününe alınarak, anne ve babaların çocuklarını bu ortamdan uzak tutmaları ve kendilerinin de tüm bu şiddetin sebebinin farkında olmaları önemli bir husus. Bir sporcu, bir akademisyen ve spor dergisi yazarı olarak doğru ve güvenilir haber ve içerik yapmaya var gücümüzle çalışıyoruz. Bu anlamda bu ve bunun gibi konulara duyarsız kalmayıp, toplumu olumlu yönde etkileyeceğimize olan güveninizi her zaman en yüksek seviyede tutmak görevimizdir. Kadın, erkek, çoluk çocuk küfürsüz, şiddetsiz maç günlerine…


