BATUĞHAN BUĞRA ERUYGUN Azmiyle Tüm Engelleri Aştı!

Date:

“Gerçek şampiyonlar yarışmayı değil sadece kazandıkları anı hayal ederlermiş. Bu söz, zor zamanlarımda beni çok motive etti. Kanseri atlatma sürecimde en büyük motivasyonum, ailem ve atletizm oldu her zaman.”

Atletizm kariyerinde hızla ilerlerken yakalandığı kanser gibi zor bir hastalığı yenerek tekrar parkurlara dönen Batuğhan Buğra Eruygun azmin zaferinin son örneklerinden biri. Batuhan Buğra Eruygun kimdir? Atletizmle ilk tanışman kaç yaşında ve nasıl oldu? 23 Nisan1991İstanbul Üsküdar doğumluyum. Liseyi bostancı Doğa Koleji’nde okudum. Şu an Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi 3. Sınıf öğrencisiyim. Babam öğretmen, annem ise resim sanatçısıdır. 18 yaşındaki erkek kardeşimde benim gibi sporcu. Sporcu bilinci yüksek bir aileden geliyorum. Bu sayede spora 4 yaşımda jimnastikle başlamış oldum. İlkokul 4. Sınıfta beden eğitimi öğretmeni olan babamın yönlendirmesiyle Fenerbahçe stadının altında yapılan atletizm yarışlarına katıldım. İlk yarışımda 60 metrede Üsküdar Şampiyonu oldu Yani atletizmle ilk tanışmam şampiyonlukla oldu. Niye engelli koşuyu tercih ettin? İlk 100 m ve uzun atlamayla başlamıştım. 7. sınıfta okul adına girdiğimiz yarışmalarda 110m engelli branşı boş kalıyordu. Antrenörüm benim koşmamı istedi ve İstanbul derecesi elde ettik. O günü hiç unutmuyorum rakiplerim benden 1 yaş büyüktü ve fizik olarak oldukça üstünlerdi. Çekindim ve antrenörüme ben bunları geçemem dedim. Antrenörüm o gün bana hiçbiri senden yetenekli değil merak etme dedi ve gerçekten de hepsini geçtim. Ne zaman yarışmayla alakalı strese girsem kendime hep bu sözü hatırlatırım. Sprint özelliğim çok kuvvetli olduğu için 100 metrede devam etseydim orda da başarılı olabilirdim. Fakat bu süratimi engelli koşulara yansıtabilirsek, dünya çapında derceler yapabileceğimize inandık ve öyle de oldu. Dünya Liseler Şampiyonası’nda 3.’cülük elde etmiştim engelli koşulara geçtikten 2 yıl sonra. 17 yaşına kadar başarılı bir atletizm kariyerine ulaşmışken sonrasında kansere yakalandınız. Bu süreci, kanseri yenmenizi ve atletizme geri dönüşünüzü kısa anlatır mısınız? 22 yaşında yakalandım hastalığa ilk olarak sonrasında kısa sürede ameliyat oldum. 2 ay sonra ise yarışmak istedim, Türkiye 2’cisi oldum. Sonrasında ameliyattan 3 ay sonra ilk kontrolde, vücudumda kanserli hücre tespit edildi ve kemoterapi almaya başladım. Bu süreçte insan kendini düşünmeyi bırakıp ailesini daha çok düşünüyor. Üzülmelerini görmek istemiyordum. Her zaman yanımdaydı ailem ve çok güçlü olmamı sağladılar. Motivasyonumda her zaman için tekrar şampiyon olup rekor kırmaktı. Rekor kırdıktan sonra bir kitapta okuduğum söz çok etkiledi beni. Gerçek şampiyonlar yarışmayı değil sadece kazandıkları anı hayal ederlermiş. Bende bunu okuyunca fark ettim ki, sadece bunu düşünüyordum zor zamanlarımda. En büyük motivasyonum, ailem ve atletizm oldu her zaman. Geri dönüşümde ilk sene antrenman yapmadan girdiğim yarışmalarda Türkiye derecesi yapıp milli takıma seçildim. Ertesi sene daha çok çalıştım. Hayallerimin de ötesini gerçekleştirdim. Türkiye Şampiyonu oldum sonra Türkiye’nin salonda ilk Balkan Şampiyonu olurken, Türkiye rekorunu kırdım. Her zaman bir başarı hikayesi yazmak istemiştim. Bu başarı hayal ettiğimden de fazlasıydı. İnanılmaz duygular yaşadım o anda… Yarışlara nasıl hazırlanırsınız? Beslenme ve antrenman olarak programlarınızı kendiniz yapıyorsunuz. Anlatır mısınız? Türkiye de 110 metre engelli branşına benden daha hakim bir antrenör olmadığını anladığımda antrenörsüz çalışma kararı aldım. Daha önce çalıştığım yabancı antrenörlerden öğrendiklerimle, kendi tecrübelerimi birleştirerek bir sistem oluşturdum. Bu antrenman sistemi sayesinde 100 yıllık atletizm tarihinde yapılamayan birçok ilki gerçekleştirdim. Bilgimi test etmiş ve onaylamış oldum aslında bir nevi. Beslenmemi kendim düzenliyorum. Diyetislenle, ancak milli takım kamplarında karşılaşıyoruz. İnsan en iyi kendi tanıyor vücudunu. Sürekli takipte olmayacağım bir sistem içine girip beslenmemi ayarlatmak istemedim. Faydası olacağına da inanmıyorum. Böyle durumda ancak tavsiye alınabilir. Spordaki motivasyonunuz nedir? Atletizm yaşam tarzınız mı? Spordaki motivasyonum yarışma duygusu ve özgür hissetmek. Antrenman yaptığım anlarda dünya üzerinde tek başımaymışım gibi hissediyorum, kendimle baş başa kalıyorum. Kendi limitlerimi zorluyorum ve motive eden dış etken olmadan. İnsanın tek başına kendini böyle zorlaması ancak yüksek motivasyonla olabilir. Ve bu motivasyonu sağladığımda bile aslında daha çok motive oluyorum. Vazgeçmeme duygusu beni daha ileri itiyor. Ve atletizm kesinlikle benim yaşam tarzım. Kendimi bildim bileli sporcuyum. Haftanın 6 günü antrenman yapıyorum ve hayatımı buna göre düzenliyorum. Bence insanın işinin spor yapmak olması kadar güzel birşey yok. Bildiğimiz kadarıyla aileniz her zaman arkanızda oldu. Babanız da sporun içerisindeydi değil mi? Babam, ilk hentbol milli takımı kaptanı ilk gol kralıdır. Hentbolun gelmiş geçmiş en efsane ismi diyebilirim. 2 sene öncede büyük bir şirketten spor müdürlüğü teklifi aldığımda sporu bırakıp kariyer planlamasına gitmeyi düşündüm. Bu anlamda aileme danıştım ve onlar sporda daha yapmam gereken şeylerin bitmediğini, spor yaparken mutlu olduğumu, hedeflerime ulaşmadan bırakmamam gerektiğini söylediler. İyi ki beni bu yönde teşvik ettiler yanımda durdular. Eğer spora devam etmeseydim hayalimde ki başarı hikayesini asla gerçekleştiremeyecektim. Böyle güzel ve maddiyat yerine hayalleri seçen bir ailem olduğu için çok şanslı hissediyorum. Her şeyimi onlara borçluyum. Türkiye’de atletizm yapmak zor mu? Federasyon genç yeteneklere, senin gibi başarılı koşucuların spor hayatını kolaylaştırıyor mu? Türkiye de atletizm yapmak her zaman zor. Bir kere başarınızın değeri bilinmiyor. Hak ettiğinizi kazanamıyorsunuz. Ülkemizde futbol hariç diğer tüm branşlarda durum bu. Kendi açımdan söylersem 2 yıldır yalnız çalışıyorum, kendi yaptığım sistem beni başarıya götürüyor. Doğru ama hala yurtdışından antrenör desteği sağlamadı kimse. Teknik branşta anlık gözlem çok önemlidir. Ben telefonla antrenmanı çekip sonra analizini yapabiliyorum. Anlık direktif veren bilgili bir antrenörle başarılarımı katlayabilirim. Ancak kimse bunu değerlendirmek istemiyor. Sponsor bulmak çok zor… Şimdiye kadar atletizmdeki başarılarınızı anlatır mısınız? Yıldızlar kategorisinde 110 metre Engelli’de dünya sıralamasında 5. sıraya kadar yükseldim. Dünya Liseler Şampiyonası’nda 3. oldum. Türkiye’de 110 metre engelliyi 14 saniyenin altında koşabilen ilk sporcuyum. 60 metre engelliyi de 8 saniyenin altında koşabilen ilk sporcu oldum. 1 Balkan, 13 Türkiye rekorum var 6 Balkan Şampiyonluğum var. Genç amatör koşuculara ne tavsiye ederseniz? Genç koşuculara ilk tavsiyem, acele etmemeleri. Limitlerini bilerek yavaş ve sağlam adımlarla ilerlemeliler. Başarıyı piramitin zirvesi olarak düşünürsek. Çalışmakta tabanı olsun. Taban ne kadar geniş olursa piramitin ucu o kadar yükseğe ulaşır. Erken yaşta yüklenmelerden kaçınmalı, antrenör seçimine çok dikkat etmeliler. Ayrıca, antrenman ve dinlenme bir bütündür. Antrenmanın verimini vücut dinlenirken alır. Dinlenmeyi tamamlamazsa sporcu, antrenmanı da tamamlamış olur. Isınma ve soğumaya önem vermeli. Antrenman başında dinamik sonunda ise static streching yapılmalı. Sağlıklı beslenerek doğru ve kaliteli enerjiler alınmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Share post:

Subscribe

spot_imgspot_img

Popular

More like this
Related

Kaliforniya Ceviz Komisyonu, Omega-3 ALA’nın gücünün farkındalığı artırıyor!

California Walnut Commission (Kaliforniya Ceviz Komisyonu), Omega-3 Alfa-Linoleik Asitin...

2022’de Bilgisayar Satışları Düştü

Geçtiğimiz yıl bilgisayarınızı yenilemeyi ertelediniz mi? Hiç yalnız değilsiniz....

Sadece Elektrikli

VOLVO C40 RECHARGE P8 Elektrikli araçlar hepimizin gönlünde çoktan yer...

Bas, Çek, Kazan!

Yaza vücudunu hazırlamak mı istiyorsun? İhtiyacın olan tek şey,...