Gerçekten gülümsemek, sizi hem genç, hem de mutlu eder. Araştırmalar göre, kendinizi gülümsemeye zorladığınızda beynin aynı merkezleri uyarıldığından giderek kendinizi daha keyifli ve mutlu hissedersiniz.
Gülmek eylemi düşündüğünüz kadar basit bir eylem değil. Bilimsel araştırma sonuçlarına göre özellikle göz çevresi kaslarının da eyleme katıldığı gülümseme kalp atım hızını düşürüp, stresin etkilerini azaltıyor. Fransız nörolog Guillaume Duchenne’nin 19. yüzyıla damgasını vuran çalışması ağız köşelerini yukarı çeken, yanakları yükselten ve göz çevresindeki kasların kasılmasını sağlayan gülümsemenin beynin limbik sistemi adı verilen duyguları yöneten bölümünü olumlu yönde uyardığını göstermektedir. İşte gerçek gülümseme budur. Bu gülümsemeye ‘Duchenne gülüşü’ adı verildi. Sahte gülüşte ise, sadece ağız çevresindeki kaslar kasılır. Sahte gülümseme ile gerçek gülümsemenin beynin farklı bölümlerinde kontrol edildiği ispatlanmıştır. Araştırmada beynin dol yarımküresinde motor korteksi hasar görmüş hastaların içlerinden geldiği gibi güldüklerinde yani göz kasları da kasıldığında yüzlerinde asimetri görülmezken, gülmeleri araştırmacılar tarafından istendiğinde dudakların asimetrik olduğu görülmüştür. Araştırmaya göre, kendinizi gülümsemeye zorladığınızda beynin aynı merkezleri uyarıldığından giderek kendinizi daha keyifli ve mutlu hissedersiniz. Gülümseme yaşamınızı ve yaşamınızın akışını etkiler. Gülümsediğimizde yüzümüzde 12 kas kasılır. Peki ya somurttuğumuzda!.. Rakama inanamayacaksınız. Tam 43 kas. Bu da şu demek; birkaç bin kez somurttuğumuzda yüzümüze mutsuz ve sert ifade veren derin bir kırışıklık oluşur. Yani, gerçekten gülümsemek sizi hem genç hem de mutlu eder… Gülme konusunda ilk çalışmaları yapan araştırmacılardan biriside evrim teorisi deyince aklımıza gelen Charles Darwin’dir. Darwin, insanın yüzüne yansıyan duyguların evrensel olup olmadığını merak ederek dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan tanıdıklarına bir anket gönderdi. Araştırmanın sonucunda aynı duyguları gösteren insanların aynı kas kasılmaları sonucunda duygularını ifade ettiklerini buldu. Darwin’in bu çalışmasının haklılığı Ducchenne’nin araştırmaları ile doğrulandı.
Peki neden güleriz?
Sevdiğimiz birisini gördüğümüzde, güzel bir şey duyduğumuzda yada gördüğümüzde yada birisine güzel bir söz söylediğimizde güleriz. Sadece bu kadar değil tabiki. Zaman zaman başkalarına ‘ben mutluyum’ mesajı vermek içinde gülümseriz. Yani zaman zaman ruh halimizden bağımsız olarak sosyal etkileşim için de gülümsüyoruz. Bir sinyal vermek gibi düşünebilirsiniz. Sosyal bir mesaj… Manyetik bir çekim merkezi olmanın anahtarı. İnsanlar mutlu olduğu için güldüğü gibi, güldüğü için de mutlu olabiliyor. Gülmek, herşey yolunda demektir. Seni gördüğüme sevindim demektir. Beni mutlu ediyorsun demektir. Gülen bir yüze kaşlarınız çatık bir şekilde uzun süre bakamazsınız. Yani gülmek aynı zamanda bulaşıcıdır. Canınız gülmek istemese bile kendinizi zorlayın. En fazla yarım saat sonra kendiliğinizden gülümsemeye başladığınıza şahit olacaksınız. Bilimsel birçok araştırma bunun doğruluğunu bize kanıtladı. Siz de enerjiniz düştüğünde ya da moraliniz bozuk olduğunda bu testi uygulayın. Sonuçlara şaşıracaksınız. Kurban rolüne girip orada uzun saatler geçirmek vakit kaybından başka bir şey değil. Ne kadar ömrümüz olduğunu bilmiyoruz. Öyle değil mi? Vaktimiz kıymetli. Verileni mutlu yaşamak ise sadece bizim elimizde. Yüzünüzden gülümsemenin eksik olmadığı şahane yaz günleri diliyorum..


