KAĞAN YALAMAN
“Türk kası” dediğimize bakmayın çünkü Kağan Yalaman’ın vücudundakiler
bildiğiniz Türk kası değil. Öyle ki o, verdiği emeklerin ve vücut geliştirmeye olan
derin sevgisinin sonucunda Hollywood starlarına vücut geliştirme ve beslenme
danışmanlığı yaptığı, Mickey Rourke başta olmak üzere birçok ünlüye özel ders
verdiği, Schwarzenegger’den Dolph Lundgren’e kadar birçok yıldızla arkadaş
olduğu zirvede bir hayatın kapılarını araladı. Bu ay kapak konuğumuz Kağan
Yalaman ile tanışın. Tabii onu hâlâ tanımıyorsanız…
Sizi tanımayanlar için, hayat hikâyenizden biraz bahseder misiniz?
Doğma büyüme Eskişehirli olup ilk orta ve lise eğitimimi Eskişehir’de
tamamladım. Vücut geliştirme sporu ile tanışmam 16’li yaşlarımda, lise
dönemimde gerçekleşti. Sonrasında üniversite eğitimi için KKTC’de dört yıl
bulunduktan sonra, MBA master programı için 2003 yılında ABD’nin
Philadelphia şehrine geldim. Eğitimimi bitirdikten sonra mesleğimle ilgili birkaç
işte çalıştım. Daha sonra vatani görevimi yapmak için Türkiye’ye dönüp spor
endüstrisi ile ilgili birkaç proje ile ilgilendim. Sonrasında 2008’in sonunda ABD’nin
Kaliforniya eyaletindeki Los Angeles şehrine taşınmaya karar verdim. O
zamandan beri hala burada ikamet etmekteyim.
ABD’de vücut geliştirme sporu daha bilimsel ve araştırma odaklı yapılıyor. Sabah saat 5.00’da bile spor salonları doluyor. Spora ve iyi fiziğe burada büyük önem veriliyor ve sporcular değer görüyor.”
Türkiye’den Amerika’ya uzanan vücut geliştirme hikayeniz nasıl başladı?Ayrıca Amerika’da bir kariyer kurmayı ilk başlarda planlamadığınızı düşünerek sorarsam, vücut geliştirme serüveninizin başlarında bu alanda gelecek planlarınız nasıldı?
Vücut geliştirme sporu her zaman hayatımın bir parçası olmuştur. Kalbimde
büyük bir yer kaplayan bu spor, benim ABD’deki hayatımı oluşturmamın en
büyük etkenlerinden biridir. Gerek insanların fiziksel değişimine yardımcı olmak,
gerek sağlıklı gıda ürünlerim ve kişiselleştirilmiş diyet programlarım ile toplumda
bireylerin sağlıklı kalmasına yardımcı olmak ve müsabık sporculuğum ile her
zaman mücadeleye hazır olmak, hayatımın değişmeyen parçalarındandır. Amacım
bu verdiğim hizmetlerle yeni gelişen sporcu kardeşlerime müsabık anlamda
deneyimlerimi sunmak ve insanların sağlıklı kalmasında birazcık da olsa katkıda
bulunup bilinçlendirmektir.

ABD’de vücut geliştirmenin tam anlamıyla yerleşik bir kültüre dönüştüğünü biliyoruz. Sizce ABD’deki bu yaklaşım ile Türkiye’de vücut geliştirmeye olan yaklaşım arasında nasıl farklar var?
ABD’de bu sporun temeli çok genç yaşlarda okullarda veriliyor. Her ortaokul ve lisenin mutlaka tam teşekküllü bir spor salonu bulunmakta. Okullarda oluşturulan futbol, basketbol, atletizm, voleybol gibi branşlardaki gençlere uzmanlar esliğinde bu sporun temel teknikleri öğretiliyor. Böylelikle tam gelişme çağında olan gençler, gelişimlerini uzmanların onlara tesis ettiği ağırlık ve beslenme programları ile güzel bir şekilde tamamlayabiliyorlar. Maalesef ülkemizdeki okullarda böyle bir hizmet verilmemekte. Dolayısıyla gençlerin genetik olarak gelişmelerinde mutlaka olumsuz sonuçlar doğmaktadır. Bu nedenden dolayı vücut geliştirme sporu ile ilgilenen kişiler ABD’de çok büyük ilgi ve saygı görür. Ancak kesinlikle çok hızlı gelişen sosyal medyadan dolayı şu an ülkemizdeki gençler, okulların bu eksikliğini kendi imkanları ile kapatıp çok başarılı sporcular çıkarmaya başlamadılar. ABD’de vücut geliştirme sporu daha bilimsel ve araştırma odaklı yapılıyor. Sabah saat 5.00’da bile spor salonları doluyor. Spora ve iyi fiziğe burada büyük önem veriliyor ve sporcular değer görüyor.
Asla yaptığım işten yorulmuyorum, aksine zevk alıyorum. Ne kadar kişiye faydam olursa kendimi daha şanslı bir insan olarak görüyorum.”
Türkiye’deki spor salonlarını nasıl buluyorsunuz, yeterliler mi?
Türkiye’de spor salonlarının her geçen gün artması tabii ki güzel. Son dönemde birçok yeni ve büyük zincirin Türkiye’ye girmesi harika bir gelişme. Fit kalmak isteyen birçok kişi özel hoca ile çalışıyor. Bu kişiler beslenmelerine de özen gösteriyorlar. Kısacası endüstri hızlı bir şekilde gelişiyor ve bu kültür yayılıyor.
Hollywood’un ünlü isimleri ile çalışmak nasıl bir yaşam tarzı gerektiriyor? Hollywood’un havasını soluduktan sonra kendinizde değiştiğini düşündüğünüz yanlar var mı?
Çalıştırmış olduğum kişilere karşı hiçbir ayrıcalık ile yaklaşmıyorum. Her müşterim
benim gözümde bir diğeri ile aynıdır. Buradaki hayat stilinin benim kendi hayatıma yön
vermesine asla izin vermiyorum.
Hangi ünlülerle çalışıyorsunuz? Şimdiye kadar kimlere danışmanlık yaptınız?
Burada birçok kişi ile çalışmaktayım. Bazı isimlerle gizlilik antlaşmam var. O yüzden tüm isimleri veremeyeceğim. Ancak Mickey Rourke, Dolph Lundgren, Fabio, Ricky Martin, Said Taghmoui, Michelle Rodriguez ve daha birçok isimle çalıştım.
Çalıştığınız yıldızlar arasında birlikte çalışmaktan en keyif aldığınız kişi kimdi? Neden?
Kesinlikle Mickey Rourke diyebilirim. Çünkü alçakgönüllü ve eğlenceli kişiliği sebebiyle çok keyifli zaman geçirdik.
Beyaz perdede boy gösteren ünlülerle çalışmanın ötesine geçip sizi de beyaz perdede görebilecek miyiz? Film projelerine başvuruyor musunuz ya da danışmanlarınızın bağlantısıyla teklif geldiği oluyor mu?
Bazı müşterilerim ve arkadaşlarım benim de filmlerde oynamamı tavsiye ediyorlar. Ancak bu sektör çok büyük emek ve zaman isteyen bir sektör. Şu an işlerimden dolayı ayrıca buna ayıracak vaktim yok.
Yorulduğunuz, “Keşke daha basit bir şeyler yapsam” dediğiniz oluyor mu?
Asla yaptığım işten yorulmuyorum, aksine zevk alıyorum. Ne kadar kişiye faydam olursa kendimi daha şanslı bir insan olarak görüyorum.
Eşiniz de vücut geliştirmeci. Nasıl tanıştınız? Vücut geliştirme konusunda aranızda hiç tatlı bir rekabet geliştiği oluyor mu?
Evet kendisi de şampiyon bir sporcudur. Onunla Las Vegas Mr. Olympia organizasyonunda tanıştık. Aramızda asla rekabet olmamakla beraber tam aksine büyük bir destek bulunmaktadır.
Antrenman ve beslenme programınıza dair biraz bilgi alabilir miyiz?
Haftanın beş günü ağırlık antrenmanı yapıyorum. Kardiyoyu ise yedi gün yaparım. Yarışma dönemi ortalama beş aylık katı bir diyet uygularım. Off sezonumda hafta içi sağlıklı diyetimi takip etmekle beraber sadece hafta sonu birkaç öğün kaçamak
yaparım.
Haftanın beş günü ağırlık antrenmanı yapıyorum. Kardiyoyu ise yedi gün yaparım.”
Gelecekte Türkiye’de bir proje geliştirmeyi düşünüyor musunuz?
Şimdilik yok ama ileride neden olmasın? Şimdilik sadece ABD’deki
kariyerime ve hayatıma odaklanmayı düşünüyorum.
Sizce Türkiye’de vücut geliştirme kültürünün ve sunulan imkanların gelişmesi için neler yapılması gerekir?
Atalarımızın dediği gibi, “Ağaç yaşken eğilir”. Bu sözden yola çıkarsak ABD’de olduğu gibi bu işin temelinin genç yaşlarda, okullarda uzman eğitmenlerin yardımıyla atılması gerektiğinin kanısındayım.
Peki, podyum mu yoksa ünlülerin antrenörü olmak mı?
Her ikisi de. İkisinin de tadı, heyecanı ve tatmini ayrı. İkisini de
değişmem.
Sosyal medya ile ilişkiniz nasıl? Sizi takip etmek isteyenler hangi
adresten size ulaşabilirler?
Sosyal medyada, Instagram’da @khanyalaman adresi ile kişisel bir hesap yönetiyorum. Onun dışında YouTube kanalım var.
Türkiye’deki vücut geliştirme tutkunlarına ve dergimiz okurlarına birkaç tavsiye verebilir misiniz?
Her zaman uzman ve deneyim yaşamış eğitmenlerin eşliğinde bu sporu öğrenmeye çalışıp kısa yollardan uzak dursunlar.
KÜNYE
Yaş: 38
Meslek: Sporcu besin gıdaları firma sahibi, antrenör ve müsabık sporcu
Boy: 183 cm
Kilo: Yarışma Dönemi: 92 kg/ Off Sezon: 100 kg
Yağ Oranı: Yarışma Dönemi: %3 / Off Sezon: %9
Başarılar: IFBB Türkiye Şampiyonu, IFBB KKTC Şampiyonu, NPC San Diego Şampiyonu, NPC Los Angeles Şampiyonu, NPC Orange County Classic Şampiyonu, NPC California Eyalet Şampiyonu, Amatör Mr. Olympia ikinciliği


