Fitness endüstrisi, dünya genelinde olduğu gibi ki Türkiye’de de büyümeye devam ediyor. Toplumun sağlıklı yaşama bilincinin artması ve sağlıklı olabilmek için eskiye nazaran daha fazla kaynak ayırabilmesi, fitness sektörüne yönelik talebi artıran önemli nedenlerin başında yer alıyor. Öte yandan, endüstrinin geçmişteki tekdüzelikten sıyrılarak, farklı ihtiyaçlara cevap veren hizmetler sunmaya başlaması da kitlenin genişlemesini mümkün kıldı.
Artık “fitness merkezi” dediğimizde, insanların ekipmanlar kullanarak standart formda antrenman yaptıkları bir ortamdan ziyade, birçok farklı amaca hizmet eden, kimi zaman ekipmanlı kimi zaman da ekipmansız olarak yapılan birtakım egzersizler, sağlık ve zindeliğe yönelik çeşitli destekleyici hizmetler aklımıza geliyor. Bu dinamik yapı, sürekli bir değişim ve gelişim içerisinde. Bu dinamik düzende fitness merkezlerinin yeni trendleri sürekli takip etmeleri ve kendilerini yenilemeleri gerekiyor.
Men’s Fitness dergisinde yazmaya başladığım 2013 yılından beri her yıl bir yazımda, endüstrideki gelişmeleri ele alıyorum. Bu yazımda da küresel fitness endüstrisine yön veren Kuzey Amerika’daki son trendlere değineceğim. 2020’de fitness trendlerinin zirvesinde fonksiyonel (işlevsel) antrenmanı göreceğiz. Bu antrenman türünün bu denli popüler olmasının ardında yatan neden, yapılan hareketlerin günlük hayattaki hareketler ve faaliyetlerle bağdaşması. Bu kapsamda yapılan antrenmanlar kişinin kuvvet, denge, koordinasyon, güç ve hareketliliğini geliştirme potansiyeline sahip. Başka bir deyişle, bu antrenman türü günlük hayatta ihtiyaç duyulan zindeliği kazandırıyor. Toplumun giderek daha büyük kesiminin, özellikle işyerlerinde, sedanter yaşam tarzına mahkum olmasından ötürü geniş bir kitle tarafından tercih ediliyor. İnsanlar aktif olmak, hareket etmek istiyor ve fonksiyonel antrenman da bunun harika bir yolu.
Listenin ikinci sırasında ise aktif yaşlanma bulunuyor. Dünya genelinde ortalama yaşam süresi artış eğiliminde, insanlar bir yandan daha uzun süre yaşarken diğer yandan da yaşam konforlarından ödün vermemek istiyorlar. İşte bu noktada aktif yaşlanma, ilerleyen yaşa rağmen sağlıklı olmaya, hayatın güzelliklerini deneyimlemeye ve hayattan keyif alarak yaşlanmaya olanak sunuyor. Bu hizmetin Türkiye’de henüz yeterli ilgiye sahip olduğunu söylemek zor. Türkiye’deki fitness merkezlerinin üye profilinin büyük çoğunluğunu 35 yaş ve altı kitle oluşturuyor. Oteller ve spa ağırlıklı merkezlerde görece yaşça daha büyük bir kitle ile karşılaşmak mümkün. Ancak gelişmiş ülkelerde görüldüğü gibi 60 yaş ve üzeri kitlenin genel üye profilinin çoğunluğunu oluşturduğu bir ortamdan bahsetmek mümkün değil. Bundan 20 sene sonra Türkiye’deki üye profilinin ortalama yaşının yükselmesini bekleyebiliriz.
Aktif yaşlanma, düşünülenin aksine 70-80 yaşındaki üyelere yönelik bir hizmet değil. 30’lu yaşlardan itibaren insanlar geleceklerini güvence altına almak için bu trendi benimseyip bir rehabilitasyon sürecine girmektedirler. Programlara yardımcı olan sandalyeler, yumuşak köpük silindirleri, elastik ve az dirençli egzersiz bantları gibi “kolay” aksesuarlar veya suda yapılan egzersizler bu hizmetin kolaylıkla sunulabilmesini beraberinde getirmektedir. Bu trend, özellikle ülkemizdeki fitness merkezlerinin radarından kaçmamalı!
Sizinle paylaşacağım son trend, birçoğumuzun aşina olduğu ancak popülaritesinden ödün vermeyen bir konu; beslenme. Düzenli egzersiz önemli olsa da beslenme hayatidir. Araştırmalar, genel sağlığımız üzerinde en büyük etkiye sahip olan unsurun yüzde 70-80 diyetle ilgili olduğunu göstermektedir. Günümüzde bir yiyecek devrimi yaşanıyor, insanlar ne tükettiğine ve bunun zindeliğini nasıl etkilediğine her zamankinden daha fazla odaklanıyor. Fitness uzmanları, artık beslenmenin ruh halini, hormonları, uykuyu ve performansı nasıl etkilediğiyle de ilgileniyor. Fitness merkezleri bu alanda insanlar üzerinde önemli bir etkiye sahip ve üyelerinin cevap aradığı sorulara araştırmalara dayalı cevaplar vermeleri ve lisanslı diyetisyenler aracılığıyla üyelerine fırsatlar sunmaları hiç olmadığı kadar önemli hale geldi.
Daha sayacağım birçok trend bulunuyor, bir sonraki yazımda bu trendlerden söz etmeye devam edeceğiz. Sporla kalın!


