Zayıflamak İçİn spor salonuna kayıt yaptırmasıyla hayatı ve hedeflerİ değİşen Yaşar Özçİftİ, İstanbul Teknİk Ünİversİtesİ Elektrİk Bölümü’nü bİtİrmesİne rağmen keyİf aldığı, mutlu olduğu Vücut Gelİştİrme’de bİr karİyer yaptı.
Vücut geliştirme serüveniniz başlamadan önce başka sporlarla ilgilendiniz mi? Yoksa sporla tanışmanız vücut geliştirme ile mi oldu?
Evet, aslına bakılırsa ilk sporla tanışmam vücut geliştirme ile başladı diyebiliriz. Vücut geliştirmeye başlamadan önce her çocuk gibi mahallede futbol, basket potası olan park bulursak basketbol oynardık. Bir kulüple ya da lisanslı hiçbir spor dalıyla ilgilenmedim maalesef ki. Bazen, keşke küçük yaşta bir hoca nezaretinde bilinçli ve disiplinli çalışabileceğim kendimi mental ve fiziksel daha fazla geliştirebileceğim bir ortam olsaydı, belki de şimdi çok daha başka mecralara koşuyor olabilirdim diye düşünüyorum. 6 yaşında bir kızım var ve şu son 3 yıldır jimnastik ve 2 yıldır da düzenli yüzmeye gidiyor. Bizim zamanımızda bu tarz imkanlar pek yoktu, ya da ailelerimiz bizler kadar spor bilinçli değildi. Çocuklarımızın avantajı bizlerin bu konularda daha bilinçli yaklaşması ve sporun sadece fiziksel değil aynı zamanda mental olarak daha güçlü olmamızı sağlamasıdır.
Bu alanda şampiyonlukları olan bir sporcunun bakışıyla vücut geliştirme nedir?
Vücut geliştirme bir spordan çok hayat biçimi. Adanmışlık… Bu salona girip çıktınız 60-70 dakika ile sınırlı bir şey değil. 7 gün 24 saat sürer. Her sabah gözlerinizi açtığınızda başlar ve kapatana kadar devam eder. Bu aslında bir iş ama sabah 9’da başlayıp 5’de bitenlerden değil. Pizza, hamburger, çikolata, pasta yok, hasta olma lüksün yok. Vücut geliştirme bana göre gerçekten emek demek. Günden güne, ilmik ilmik vücudu işlemek demek… Ayrıca vücut geliştirme sporu kişinin kendi kendini disipline etmesi, zihinsel olarak dayanıklılığı artırması ve kişinin kendi vücuduna saygı duyması demektir.
Vücut geliştirme sporuna ne zaman nasıl başladınız?
Vücut geliştirme sporuna 2002-2003 yıllarında kilo verme amaçlı bir arkadaşımla salona yazılmam ile başladı. Hatta o salona yazılış benim hayatımı değiştirip şuan mesleğim oldu. Aylık üyelik şeklinde üyeliklerimizi yaptırdık. Arkadaşım bir iki derken baktım üçüncüye işim var, aman ne yapacaksın vs bahanelerle bir şekilde sporu bıraktı. O sıra benimle ilgilenen hocamla da iyi anlaşmaya başlamış ve ortama dahil olmuştum. Bu arada İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Bölümü öğrencisiydim. Okul biter, fakat bölümümdense ilk spora başladığım salonda Mete Bektaş hocamla çalışmaktan bu sporu yapmaktan daha çok keyif aldığım için, bu tarafta kalmak daha cazip geldi. Bundan sonraki adımlarımı fitness ve vücut geliştirme üzerine attım. O dönem Ülkemizde IFBB sertifika eğitimleri düzenleniyordu onlara katıldım. 2007 yılında Vücut geliştirme federasyonundan ilk yardımcı antrenör belgemi aldım. 2010 ikinci kademe antrenör belgemi aldım aynı zamanda Kaliforniya High Spotif Menager Specialist eğitimleri ile birlikte tüm dünyada geçerli GFHC’nin Nutrition dan Personal Traninge kadar olan 7 farklı sertifika eğitimlerini aldım ve uluslararası denkliklerini yaptırdım. Bu süre içerisinde birçok farklı salonlarda çalışarak 2012 yılında kendi spor salonumu açtım ve hala işletmekteyim.
Nasıl motive oluyorsunuz? Ve motivasyonunuzu kaybettiğiniz dönemlerde neler yapıyorsunuz?
Genelde hayata bakışı pozitif, enerjik ve de inatcı bir insan olduğum söylenir. Bundan mıdır bilinmez, genelde motivasyonum kolay kolay düşmez. Bir hedef koyarım ve o hedefe ulaşana kadar hiç birşey beni hedefimden döndüremez. Zaman zaman eşimde söyler; “Kafana koyduğunu kapana kadar rahat etmeyeceksin” diye…


